Anemas Zindanları nerededir, nasıl gilidir? Tarihi seviyorsanız ve tarihi yerleri gezmeye bayılıyorsanız size tavsiyem mutlaka Karagümrük sınırları içinde bulunan Anemas Zindanları’nı ziyaret edin. Anemas Zindanları size değişik duygular yaşatacak. İstanbul’da görülmesi gereken mekanlar listesinde üst sıralarda yer alan Anemas Zindanları Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden.

Blakhernai Sarayı’nın bir parçası olan Anemas Zindanları, Haliç’e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşur.

Bizans’tan günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari özellikleriyle dünyada başka benzeri bulunmayan Anemas Zindanları, son yıllarda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı.

Adını nereden alıyor?
Anemas Zindanı, adını Arap asıllı bir Bizans askeri olan “Mikhael Anemas’tan alıyor.

Anemas’ın hikayesi

1107 yılında İmparator Aleksios’a karşı suikast girişimi tasarlarken yakalanan Anemas, zindandaki bir kuleye hapsedilir…

Gözlerine mil çekilip kör edilmesini ise imparatorun kızı Anna engeller.

Yüksek mevkilerde bulunanlara mahsus bir devlet hapishanesi olan Anemas Zindanı ve Kulesi, Latin işgali 1261’de bittikten sonra da bu işlemi sürdürür.

İmparator I. Kommenos, İmparator Isaakios ve oğlu Aleksios, veliaht Andronikos Palaiologos ile Sultan I. Murad’ın oğlu Savcı Bey gibi birçok ünlü kişinin tutuklu kaldığı zindanın fetihten sonra ne amaçla kullanıldığı bilinmiyor.

İmparator 5. Ioannes Palaiologos’un oğlu Andronikos da I. Murat’ın oğlu Sara Bey ile 1374’de babalarına karşı bir ayaklanma düzenlediklerinde yakalanmışlar ve Andranikos, Anemas Zindanına kapatılmıştır. Fakat 1376’da buradan kaçarak, babası ve kardeşi Maunel’i aynı yere hapsettirmiştir.

Blakhernai Sarayı’na ait oldukları anlaşılan mahzenler ve kuleler genişçe bir kompleks oluşturur. Üstünde 16. yüzyıl sonlarında inşa edilen İvaz Efendi Camii’nin bulunduğu terasın önünde bulunan bitişik kulelerden birine Anemas, diğerine İsaakray Angelas Kulesi denilir. Son yıllarda, Anemas Zindanı denilen tonozlu hücreler, tarihi filmler için plato olmuştur.

Kahpe Bizans, Şahmaran, Kara Murat filimlerinin bazı sahneleri burda çekilmiştir.

İstanbul arkeolojisine Anemas Zindanları olarak geçen bu önemli kalıntıları her şeyden önce eksiksiz ve doğru plan ve bağlantıların temizlenmesi, hangi dönemlere ait olduklarının meydana çıkarılması gereklidir.

Anemas zindanlarında göz gözü görmeyecek kadar karanlık bölmeler bulunuyor.

Fatih Belediyesi burayı temizleyerek turistik bir yer haline getirmiştir.

Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden biri olan blahernia sarayı’nın bir parçası olan anemas zindanları, haliç’e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşuyor. bizans’tan günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari özellikleriyle dünyada başka benzeri bulunmayan anemas zindanları, son yıllarda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. anemas zindanı, adını arap asıllı bir bizans askeri olan “mihael anemas’tan alıyor.

1107 yılında imparator aleksios’a karşı suikast girişimi tasarlarken yakalanan anemas, suçunun cezasını zindandaki bir kuleye hapsedilerek çekmiş, gözlerine mil çekilerek kör edildikten sonra da imparatorun kızı anna’nın yardımıyla kurtulmuştu. anemas’ın ardından imparator i. kommenos, imparator isaakios ve oğlu aleksios, veliaht andronikos palaiologos ile sultan i. murad’ın oğlu savcı bey gibi birçok ünlü kişinin de tutuklu kaldığı zindanın fetihten sonra ne amaçla kullanıldığı bilinmiyor.

Yüksek mevkilerde bulunanlara mahsus bir çeşit devlet hapishanesi olan anemas zindanı ve kulesi, latin işgali 1261’de bittikten sonra da bu işlemi sürdürmüştür. imparator 5. ioannes palaiologos’un oğlu andronikos da 1. murat’ın oğlu sara bey ile 1374’de babalarına karşı bir ayaklanma düzenlediklerinde yakalanmışlar ve andranikos, anemas zindanına kapatılmıştır. fakat 1376’da buradan kaçarak, babası ve kardeşi maunel’i aynı yere hapsettirmiştir.

Zindan içerisinde ağır bir hava ver o dönem yaşanan acıların izlerini görebilmek mümkün.

Özellikle daracık işkence çukurlarının görüntüsü tüyler ürperticidir. Bu çukurlara atılan mahkumlar efsaneye göre ölene dek kurtulamıyor, feci şekilde can veriyordu. Bu çukurlara 40 odalar adı veriliyordu.

Kaynak: Wikipedia

Buraya Reklam Verin